Canan Atalay

15.03.2011 - 29.04.2011

Lütfü Günay

25.01.2011 - 11.03.2011

Serdar Pehlivan

07.12.2010 - 21.01.2011

Lütfi Özden

19.10.2010 - 03.12.2010

1959 yılında Trabzon'da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ni bitirdikten sonra Viyana'ya gitti ve Hochschule für Angewante Kunst'ta (Viyana Uygulamalı Sanatlar Akademisi) 'fantastik gerçekçilik' akımının en önemli isimlerinden olan Prof. Wolfgang Hutter'in atölyesine girdi. Prof. Sigi Schenk ile gravür çalıştı. İlk sergisini Viyana'da 'Menschenmarchen/Marchenmenschen (İnsanmasalları/Masalinsanları) başlığı altında Galerie Galata'da , 1988 yılında açtı. 1990 yılında Viyana'da Atelier 52'de 'Viyana Kadınları' sergisini hazırladı. 1992 yılında İstanbul'da Vakko Beyoğlu Sanat Galerisi'nde, 1993 yılında İstanbul Taksim Sanat Galerisi'nde 'İnsanlar, Şapkalar, Şeyler' sergilerini gerçekleştirdi. 1996'da Viyana'da AAI Galerie Karl Strobl'da 'Tiermenschen' (Hayvaninsanlar), 1998 Budapeşte Osiris Galery'de, 1999'da Tallinn Raatus Gallery'de Sinan Gültekin'le sergiler gerçekleştirdi. 2005 yılında İstanbul Millì Reasürans Sanat Galerisi'nde 'Felluce', 2007'de Ankara Atlas Sanat Galerisi'nde '…ve gemi batıyor' sergilerini açtı. Pirselimoğlu'nun sinema, sanat, resim üzerine yazıları ve desenleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Kurucularından olduğu, bağımsız bir sanat inisiyatifi olan Akademie Genius'ta ve dünyanın birçok şehrinde resim ve sinema üzerine dersler verdi, atölye çalışmaları gerçekleştirdi. Yönetmen olarak 'Hiçbiryerde' (2002), ve bir üçleme olan 'Rıza'(2007), 'Pus'(2009), 'Saç' (2010) filmlerini çekti. Pirselimoğlu'nun 'Çöl Masalları' (1996), 'Kayıp Şahıslar Albümü' (2002), 'Malihulya'(2003), 'Şehrin Kuleleri' (2005) adlı dört romanı ve 'Otel Odaları' (2009) adlı bir hikâye kitabı bulunmaktadır. Pirselimoğlu 'Savaş Alanı' adlı bu sergisinde insan eliyle yaratılmış kötülükleri imleyen hikâyeye devam ediyor. Sonsuz genişlikte, parçalanmış, içinden gazlar sızan bir arazinin ortasında masum olmayan gergedanla, sürüler halinde ilerleyen köpeklerle savaşın ürpertisini hissettiriyor. Güçlükle yürüyen miğferleri delik, garip gözlükleri parçalanmış perişan askerlerin sessizliklerinde büyüyen bir korkuyu imleyen sanatçı, hangi orduya ait oldukları belli olmayan askerlerin arasından yürüyen kahramanın gözünden her şeyin artık sona erdiğinin ürpertisini duyumsatıyor.