Atlas Sanat Galerisi 2020-2021 sezonunun ilk sergisini Canan Atalay'ın, "Derin Mavi" adını taşıyan sergisiyle açıyor. Farklı tarihlerde sanatçının ağırlıklı olarak kullandığı mavi resimlerinden oluşturulan seçkide, mavinin imlediği simgesel anlamlar bir araya getiriliyor. El yapımı kağıtlar, defterler ve tuvallerde, Atalay mavi rengi, anılar, yolculuklar, yalnızlıklar ve imgelem yoluyla kavranabilen bir dünyanın yorumu olarak çeşitlendirerek kullanır. Spontan etkilerle ortaya çıkan resimlerde mavi sessizliği, masumiyeti, şifayı simgelemektedir. Bir tür arınmayı içerir. Çalışmalarının ortaya çıkış süreleri arasında değişen zaman ve mekan aralıklarında resimler arasında "mavi" süreklilik etkisi yaratır. Uzamlar sessiz, derin ışıklı bir boşlukta maviyle sonsuza eklemlenir. Mavi, uzun süre bakılan ve baktıkça da insanı içine çeken bir renktir. Atalay, mavi renk seçimini mistik bir sığınma evi olarak görür. Sonsuz bir derinliğe izleyiciyi davet ederek onlara yaşamın anlamını ve varoluş sebeplerini anımsatır. Bizim coğrafyamızda mavinin binlerce çeşidi vardır. Turkuaz rengi de adını bizim ulusumuzdan alır. Sanatçı, mavi ve turkuazın tonal geçişlerinde kültürel katmanlığa vurgu yapar. Mavi gezegenimizin denizin, gökyüzünün rengidir. İnsana huzur ve umut verir. Atalay resimlerinde maviyi yorumlarken Michel Pastoureau'nun tanımladığı anlamlara yönelir. Mavi "sözcüğün müziği yumuşak, hoş, akıcıdır; anlamsal alanı gökyüzünü, denizi, dinlenmeyi, aşkı, seyahati, tatili, sonsuzluğu çağrıştırır...Mavi saldırmaz, hiç bir şeye karşı koymaz; yatıştırır ve bir araya getirir...Mavi bütün renklerin en barışçılı, en yansızı olmuştur" çünkü. Yannis Ritsos'un elini denize dokundurmasıyla tüm bedeni, sesi ve sessizliğiyle mavi olan kadını betimlediği "Mavi Kadın" şiirindeki gibi tüm yaşamı maviyle özdeşleştirmek, maddeleştirmek ister Atalay da. O'nun için mavi, evreni sarıp sarmalayan bir varlıktır çünkü. Şairane bir duygu yoğunluğu içinde resimlerinde uzayıp giden ıssız doğa kesitlerinde, doğal yaşamın sunduğu çevresel renklerin izlenimi maviyle bürünür. Belleklerde kalan küçük evler, karanlık gecede parıldayan ay, uzayıp giden deniz, derin mavilerle damıtılır. Canan Atalay 1989 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü birincilikle bitirdi. Aynı Bölümde 1992'de Yüksek Lisans, 2000'de Sanatta Yeterlik derecelerini aldı. 1995'de İngiltere'deki UWIC Sanat ve Tasarım Okulu Seramik Bölümü'nde MA ve 2003'de MPhil. derecelerini aldı. 2004'de Doçent, 2011'de Profesör oldu. Halen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Resim Bölümü'nde çalışmalarını sürdürmektedir. Çeşitli müze ve koleksiyonlarda yapıtları bulunan sanatçı ikisi yurtdışında olmak üzere yirmi dört kişisel sergi açmış çok sayıda karma etkinlikte yapıtları sergilenmiştir. 2008 ve 2015 yıllarında Sanat Kurumu tarafından resim alanında "Övgüye Değer Sanatçı" ödülüne layık görüldü. 1990 İhsan Doğramacı Üstün Başarı, 1991 DYO Resim Yarışmasında 'Mansiyon', 1991 T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Ahi Evran Resim Yarışması 'İkincilik', 1993 T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Mevlana Resim Yarışması 'Üçüncülük' ödüllerini alan sanatçının "Sanat ve Bellek" (2010), "Resim ve Seramik Üzerine Diyaloglar" (2011) adlı iki kitabı yayınlandı.