Mustafa Salim Aktuğ

17.10.2018 - 21.12.2018

Soyut resmin temsilcisi olan Mustafa Salim Aktuğ, yirmi yılı aşkın zamandır çalışmalarında yatay-düşey ve diyagonal fırça sürüşlerini kullanmaktadır. Resmini başlangıç ve varış noktası arasında gidip gelinen yol olarak görür. Yaratım süreci içerisinde resim yüzeyinde hızlı planlar yaratmayı hedefler. Tuval üzerinde resmini biçimlendirirken bazı bölümlere hiç boya sürmez ve ham haliyle yüzeyi bırakmayı tercih eder. İstediği plastik yapıyı ortaya çıkarmak için çoğunlukla üst üste kalın boya kullandığı görülür. Burada renk istiflemeleri geniş zaman aralıklarıyla tekrarlanır. Renk ve tınısı-valörü-çeşitlendirmesi-derinliği yaydığı enerjiyle belirleyici olur. Renkler izleyicilerin psikolojik etkilenimleri için özenle seçilir ve onlardan konu anlatımı için özel alan boyaması olarak yararlanılır. Aktuğ, resimlerinin formunu oluşturan öğeleri izleyicilere sunumlarken, resmin anlamı üzerine de ipuçları vermektedir. Bu ipuçları aslında kendisi öyle tercih ettiği için meselelerini ve yorumunu izleyeniyle paylaşmak arzusuyla bilinçli bir şekilde verilmektedir. Anlama kolaylığını sağlamak için resimlerini özellikle isimlendirir ve eserleri adeta isimleriyle somutlaşırlar. Sanatçının simgelerini ne kadar iyi tanısak da onun resimlerinde çıktığı kişisel yolculuğuna, izleyicilerin de tanık olmasını bekler. Resimleri, coğrafyanın herhangi bir yerinde çoğumuz için uzak bir ülke gibi görünebilir. Bir bakmışsınız ki aniden çocuk masalının bahçesindeymiş gibi kenarından, köşesinden resminin içine girivermiş olursunuz ve karışıverirsiniz günümüzün kalabalık insan yığınlarına. Sanatçının soyut anlatım dili kararlı ve açıktır. Örneğin düşey fırça darbeleri, yerçekimini, yaşam enerjisini, ritmini ve kalp atışımızı simgelemektedir. Renk seçimi, belirlediği temalarla ilgili çağrışımlar üzerine kuruludur. Renk parçacıkları ise evrende duruş biçimimizi ve ilişkilerimizi yansıtmaktadır. Tekrarlanan küçük lekeler mikrokozmosu simgelemekte, tekrarlar ise sonsuzluğu çağrıştırmaktadır. Fulya Turan, sanatçının kompozisyonlarında renk ve ışığın yanısıra boşluğu sadece amaçlanan bir uyum içinde görünür kılmak gerekçesiyle kullanmadığına dikkat çekerken boşluğun aynı zamanda Aktuğ için temel bir mesele olduğunu belirtir. Boşluğun kendisi de bir varlıktır. Somut ve soyut gerekçelerle kozmos içerisinde tek başına çok temel bir gereksinimdir. Çünkü evrenin her alanında boşluk ile diğer varlıklar tanımlıdır. İşte sanatçının göze aldığı mücadele bunun resimsel olarak ifade edilmesi arayışıdır. Sonsuz sandığımız aslında sonlu bir uzama bizleri zorunlu kılar. Yaşamı olanaklı kılan ve simgeleyen renk titreşimleri, havada savrularak değil, yerçekimiyle yeryüzüne bağlanır. Aktuğ'un resimlerindeki binlerce renk tuşesi birbirine tutunarak önden geriye doğru istiflenerek sonlu bir uzama geçişimizi sağlamaktadır. Sanatçıya göre resim, hayata, varoluşumuza ve geleceğe yönelik umutlarımız üzerine düşüncelerimizin sorgulama alanlarıdır.