Bu sergide Beyaz Yaka ile başlayan, Entropi ve Ox-y-Moron projeleri ile çeşitli açılardan ele alınan toplumsal/öz eleştiri, bugünün verileriyle yeniden değerlendirilmektedir. Yıkım, yaşam alanımıza ait her yerde olduğu gibi, desen, renk, espas, ritim gibi plastik dilin olanaklarıyla, sanatçının eserlerinde de her yerdedir. Kes yapıştır hayatlar dayatılmış, yıkımın ardından geriye, o hayatlara tutsak tıpkı insanlar, umut dolu geçmişin gölgeleri, hapsolan geleceğin umudu kalmıştır. İdealler artık çok uzak zamanlara ait gibi görünmektedir ve bireyin utanmadan nefes alabilmesi için, eleştirilen, ama çoktandır parçası olunan düzen coşkulu renk paleti ile meşrulaşmaktadır. Gene de umutsuzluğa teslim olunmamıştır. Gerçek hayatta olduğu gibi, resimlerde de hala zamanın yönünün geleceğe dönebileceğine ve ayrışmadan bir gelecek kurulabileceğine ilişkin ipuçları mevcuttur.