Mehmet Örs (1977 - Burdur)
İnsan Halleri
Metin: Lütfi Özden
24 Sayfa
21.5 cm x 21.5 cm
"Mehmet Örs’ün resimlerinde de tüketim toplumuna yönelik eleştiriler olsa da ‘ biz toplum olarak tüketim kültürünün neresindeyiz’ sorusu akla geliyor. Henüz kapitalist sistemin nesnelerini üretemedik. Ancak tükettiğimiz nesneler üretmeden hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi. Bu durum insanların hayatında tam anlamıyla bir kaos yarattı. Üretmediğimiz nesneyi kullanırken yaşadığımız şey de; nesneyle özdeşleşen bireylerin kimlik bunalımına girmesine neden oldu. Herşeye rağmen " çelişki insanı var eder " demek yerinde olacak. Sanat yaparken bu çelişkileri alttan gelen bir tepkiyle ele alıyoruz. Çizgiler, lekeler, açık koyular, özellikle koyu renkliliğin yanı sıra koyu renklerin içindeki sıcak renkler, hangi dışavurumun ipuçlarıdır? Sanatçının çocukluğunda yaşadığı kültürün uzantılarını resimlerinde görmekte mümkün. Annesinin dokuduğu kilim çözgülerinin görüntüsü, yaşanmışlığı sanatçının resimlerinde çizgilerin yarattığı etkiyle anlam kazanıyor. Plastik olarak resimlere kattığı dinamik yapı anlam olarak, çelişkilerin ifadesine dönüşebiliyor.”
(Lütfi Özden, "Çözgü")


Çizgisel Yolculuklar
Metin: Lütfi Özden
24 Sayfa
21.5 cm x 21.5 cm
Özgürlük ve sınırlılık; bu ikilem kent yaşamıyla ve modernizmle doğrudan bağlantılı bir durumdur. Hem özgürüzdür hem tutsak. Tüketimle özgürleşir tüketimin tutsağı oluruz. Mimariyle özgürleşir, mimarinin tutsağı oluruz… Kent tadını çıkardığımız tutsaklık hallerimizin merkezidir. Mehmet Örs'ün resimlerinde kullandığı çizgi-sel yolculuk her iki duruma işaret eder. Bu ikilem hali tam da kente özgü bir yolculuğun ipuçlarını verir bize. Bazı çalışmalarda özgürce dolaşan çizgiler kendi dünyalarında plastiğe dönüşürler. Herhangi bir formun dış sınırları ve taşıyıcısı olmaktan çıkıp sadece kendi çevrelerinde oluşturdukları yeni bir formun haberciliğini verirler. Bu çizgilerin kendine özgü, isyankâr bir dirençle mi ele alındığı yoksa bilinçaltından gelen çağrışımlarla mı ortaya çıktığı gibi sorularla karşı karşıya kalırız. Diğer taraftan mimari yapıların ele alındığı resimlerde çizgi; kararlı, akılcı bir yapının iskeletini taşıyıcılığını üstlenir. Bu noktada az önce sorguladığımız durumun bilinçli olarak ele alındığı sonucuna varırız. Sınırlandırılan yüzeylerin ve biçimlerin serbest dolaşımla yarattığı çifte anlamlılık etkisini bir kat daha artırır. Mimari yapıların ele alındığı çalışmalarda kullanılan çizgilerdeki kararlılık hali resimde ele alınan inşaatın desteği midir, yoksa sanatçının içinde bulunduğu kent gerçekleri ve imgelerine karşı direnç halinin bir göstergesi midir?
(Lütfi Özden, "Yolculuk")