1967 yılında Ankara'da doğdu. 1989'da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 1994'te Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nde Lisans, 1996'da Yüksek Lisans ve 2003'te Sanatta Yeterlik programını tamamladı. 2010 yılında Doçentlik ünvanı aldı. 1995 ve 2008'de Sanat Kurumu "Yılın Övgüye Değer Sanatçısı" ödülü, 1998-99'da teşvik ödülleri alan sanatçı, kişisel sergilerinin yanı sıra, çok sayıda ulusal ve uluslararası düzeyde sergi, bienal ve çalıştay gibi sanat etkinliklerine katılmış, uluslararası uygulamalı heykel sempozyumlarında anıtsal nitelikli eserler gerçekleştirmiştir. Halen Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nde Öğretim Üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Öznel deneyimleri kadar yakın çevresindeki kimi olguları, çalışmalarının odağına alan Ayşe Sibel Kedik bu sergisinde de mitolojik, otobiyografik ve antropolojik referanslarla yola çıkarak yeni denemeler sunuyor.. Kanat/Melek/Medusa/Yılan gibi çalışmalarını geleneği tersten okuma yoluyla biçimlendiren sanatçı , temsil ve geleneksel hakikate ilişkin bölgenin dışına çıkarak yapıtlarını kuruyor. Böylece farklı okuma, düşünme imkânları sağlayan sanatçı, mitolojik / antropolojik alanın sunumlarını değerlendirirken geleneksel arketiplerin, yerleşik düşünme modellerinin arızalı yanlarına dikkat çekiyor. Güncel, politik ve insani sorunları yeni metaforlar, biçimlerle dillendirmeye çalışan sanatçı, tarihsel sorunlar kadar güncelin de hapsine yakalanmış, yanlış anlaşılmış birçok şeyi kişisel tartışma zeminine çekiyor. Egemenlik erkine ilişkin kavramsal ve simgesel değerlerin, kadın/erkek ve iktidar ilişki biçimlerinin başka biçim ve yollarla da ele alınabileceğine işaret eden anlatılara ve arketipsel eski inşalara da meydan okuyor. Geleneksel malzemelerin büyülü dünyası yerine yeni gereçlerle sanat yapma uğraşına giren sanatçı, malzemelerdeki seçiciliğiyle de dikkatimizi çekiyor. Gündelik nesnelerin dekoratif etkileri ve sanatçının anılarından süzülüp gelen otobiyografik malzemelerin geçidinde gezinen bu yapıtlar bizleri düşünsel yolculuklara çıkarıyor.