1971'de Ankara doğdu. 1994'de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nden mezun olduktan sonra "İksir Grafik" adlı stüdyosunu kurdu. 2002 yılında aynı bölümden yüksek lisans, 2008'de Sanatta Yeterlik diplomasını aldı. Sanatçı, 2004'de Londra'da "Last Digital Web Hosting" firmasında tasarımcı olarak çalıştı. 2006'da "Aidiyet" adlı ilk kişisel sergisini açtı. 2007'de Uluslararası Salzburg Yaz Akademisi'nde R. Palmer ile "Photography: Language, Drawing and Location" adlı çalışmalara katıldı. 2008'de "Türkiye'nin Yurtdışında Tanıtımı için Alternatif Afiş Tasarımları", 2009 "Facebook Portreleri", 2010 "Portreler", 2010 "Gelecek Kuşak", 2011 Atlas Sanat Galerisi'nde "Bozkırın Ritmi", 2012 "Change" adlı fotoğraf sergilerini açtı. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü öğretim üyesi olan Pehlivan, aynı zamanda fakültenin dekan yardımcılığı görevini sürdürmektedir. Eserleri yurtiçi ve yurtdışında çeşitli koleksiyonlarda yer almaktadır. Sanatçı "Anthropocene" adı altında gerçekleştirdiği foto kurgulamalarında tema olarak insan-doğa ikilemlerini, yaşanan gerginlikleri, insan bedeni üzerindeki ruhsal değişimleri ince bir ayrıntıyla abartmadan gözler önüne sermektedir. Doğadan seçilen mekan fragmanlarını ışığın değişimiyle aldığı salt doğal kurguyu, vizöründen geçirerek fotoğraf boyutuna taşıyan sanatçı, bir önceki sergisindeki çalışmalarında hakim olan "mimari-arkeoloji" yerine bu serisinde, doğal bir arkeoloji platosunu etkin kılmaya çalışmaktadır. Gerçeklik ve fantezi arasındaki dengeleyici eylemle yüklü imgeler gerilimli bir anlatım sunarken şablonlarda görünen "durgunluk" klostrofobik ve esrarengiz bir etki yaratmaktadır. Doğadaki devinime dayalı değişim halleri, Pehlivan'ın fotoğraf karelerinde kendi zamanlarından koparak durağanlaşır. Doğa, ne rüzgara ne yağmura, ne de diğer olaylara karşı koyar. Sanatçının tek yapması gereken ışığın, doğanın renklerindeki uyumlu kesişmelerine tanıklık etmektir. Bir an öncenin, bir an sonrasında olabileceklerin itelendiği uzam, durgun bir atmosferdir. Her şey ve her an, doğanın kendi öz varlığında olan değişime açıktır. Sanatçı, trans halinde bu durumu yakalayıp ışıkla dışavurumunu paylaşıma sunma çabasındadır. Bu sergide yer alan yapıtlar, endüstri ve teknoloji devrimlerinin sonucu olarak doğada yapılan geri dönüşümü zor tahribatlara dikkat çekmek; yeşilin içerisinde beton yığınları oluşturarak modern hapishaneleri yaşam alanı haline getirmeye karşı duruş olarak yeşile ve doğaya selam ve saygının ifadesi olarak oluşturulmuştur.